Yolumuz Nasıl Deri İle Kesişti ? – Diceroscraft

 


DicerosCraft'ın Doğuş Hikayesi

DicerosCraft’ın ilk ürünlerini yaptığı zamanlara, yani 6 yıl öncesine gidelim. Antalya’da öğrenci olduğum zamanlarda (2015), bir sabah evime hırsız girdiğini görerek uyandım. O günün şartlarına göre oldukça iyi bir bilgisayarım vardı ve o sabah çalınmıştı. Sonrasında belirli bir süre imkansızlıklardan dolayı kendime tekrar bilgisayar alamadım.

Okulun bitmesi ve İstanbul’daki iş arama serüvenimle birlikte, tekrardan bir bilgisayara ihtiyaç duyduğumu anladım. O zamanlar çalıştığım iş yerinde pek de hatırı sayılır bir maaş almıyordum; bilgisayar ihtiyacımı gidermek için durumu anneme açtım. Sağ olsun o da destek oldu ve bir laptop aldım. Şimdi önemli olan, bu laptopu iyi muhafaza etmekti. Ben de bunun için bir arayışa girdim; kendime bir laptop kılıfı almayı düşündüm. O dönemler AliExpress’ten bir şeyler getirtiyordum, yine oraya bakmaya başladım. Deri kılıflar o zamanın parasıyla biraz yüksek fiyattaydı. Biraz araştırma yaptıktan sonra dedim ki: "Ben neden bunu kendim yapmıyorum?"

Bu ayrıntıyı da vermek isterim: Hayatımda genelde bir şey alınması gerekiyorsa "Neden bunu yapmıyorum?" gibi sorular sorar ve kendim yaparım. :)

Bu düşünceyle birlikte nereden malzeme alabileceğimi araştırmaya başladım. Sonrasında gördüm ki bu işlerin kalbi İstanbul’da, Gedikpaşa’da atıyor. O sırada Adana’dan Kemal gelmişti yanıma; onu da alarak Gedikpaşa yolunu tuttuk. Malzemeleri almak için haritadan Barsam Deri Hobi’yi, Kevork Abi’yi bulduk. Öyle güzel ilgilendi, öylesine bilgiler verdi ki doğru yerde olduğumuzu anladık. Elimde 90 TL var; hesapta bunun bir kısmıyla aletleri alacağım, bir kısmıyla da deriye para ayırmam gerekiyor.

Kevork Abi’ye, "Abi bana en temel aletleri versen yeter," dedim. Bana ikili punch, maket bıçağı, ip ve iğne verdi. "Peki," dedi, "deriyi neyin üzerinde, nasıl keseceksin?" "Abi evde bulurum elbet bir şey, onun üzerinde keserim," dedim. "Olmaz öyle," dedi ve altı için bana bir kesme tahtası verdi. Tüm bu malzemeleri 60 liraya almıştım. Sonrasında parça deri almak için Aziz Deri’ye gittik. Bordo bir renk istiyordum; karıştırırken tam istediğimiz parçayı bulduk. 30 lira da oraya verdikten sonra malzemeleri tamamlamış olduk.

Bunları yazarken o ilk heyecanım tekrar aklıma geldi. Kadıköy’e arkadaşlarla buluşmaya gitmiştik. Bir kafenin terasında otururken kahve içelim dedik; ben büyük bir mutlulukla çıkarıp aldığım malzemeleri arkadaşlara göstermiştim. :)

Okmeydanı’nda oturuyordum o zamanlar. Hemen odamın köşesindeki masaya oturdum ve nasıl bir şeyler yapabileceğim üzerine model araştırmaya başladım. İçime en çok sinen modeli seçip çizdim. Son eklemeleri de yaptıktan sonra kalıbı deriye aktardım; deldim, diktim derken artık kendi ellerimle yaptığım bir ürünüm vardı. Bu kısımları biraz özet geçmek istedim.

Bundan sonraki adımlar hayatımda komik olduğu kadar da güzel ilerledi. Uluslararası bir kargo firmasında dönemsel olarak işe girmiştim; o zamanlar öğrenmek için deliler gibi videolar izliyordum. Arka masamda oturan yöneticiyle ilk zamanlar çok sohbetimiz olmamıştı. Sonradan konuşmaya başladığımızda, beni her gün izlediğini ve "Bu çocuk deli mi acaba, bir cüzdan alacak diye her gün video mu izliyor?" diye düşündüğünü söylemişti. :)

Artık her gün bir şeyler izliyor, daha fazla şey yapmak istiyordum. Normalde deriler "kanat" olarak satılır; o zamanlar Aziz Deri’ye çok ısrar ederek kanat derilerden parçalar almıştım. Sonrasında bunlardan cüzdanlar yapıp iş arkadaşlarıma satmaya başladım ve hikaye buralara kadar geldi.

Bence işin bu noktaya gelmesindeki en önemli sebep, hayatıma iyi insanların girmiş olmasıdır. Kevork Abi ile şu an hâlâ çok güzel bir dostluğumuz var. Eski işimden ayrıldım ama oradaki arkadaşlarımın desteği yadsınamaz. Hepsinden de öte Ayşom, bu yolun her noktasında yanımda... Dilerim bu hikaye çok daha güzel yerlere evrilir.

Hikayemize eşlik ettiğin için ayrıca sana teşekkür ederim değerli Diceros ailesi üyesi ❤️

 


×